Türk Polisi’nin Farkını Dubai’de Farkettim

Yeşilköy havaalanında elimizde bagajlarımızla kapıdan içeri girderken, ben daha önceki tecrübelerimden bildiğim için kemeri takmamıştım. Saatimide sırt çantama koydum, kutulara koyunca karışıklık oluyor diye.

Banda çantaları koyduk fakat ilerlemiyor, neden diye ön tarafa doğru baktım…

Bir tane bayan “Yok efendim kemer çıkartamazmış, yok efendim öyle uygulamamı olurmuş, yok nasıl bir ülke nasıl bir polismiş.” Bunu diyen bayan bir Türk turist falan değil. Neyse sonunda çıkardı kemerini, tokasını geçti.

Ben bi an düşündüm bu kadın heralde çok ülke gezmiş, başka ülkeler böyle değil galiba… Acaba gerçekten Türkiye çokmu geride kaldı diye…

Neyse, içerde biletimi okeylettim, bagajları teslim ettikten sonra uçağa bineceğim kapının önüne geldim. Tabi tekrar bi arama kontrol ve bu sefer o kadın arkamda ben geçtim ve kenarda bekledim acaba bu kadın şimdi ne çirkeflik yapacak diye…

Ve kadın üstüne düşeni yaptı “yok kardeşim az önce aradılar, yok şöyle, yok böyle, ne biçim polis, ne biçim ülke…” Aynı hakaretleri yine saydı, tabi sonuçta o kemeri ve o tokayı çıkardı.

Polis memurları saygılarından ödün vermeden yinede “hanımefendi prosedür böyle, biz görevimizi yapıyoruz. Lütfen zorluk çıkartmayın.” diye ricada bulunuyorlardı… Ben olsam sabredemez ağzının ortasına iki tane çarpardım…

Geldik DUBAİ’ye Okumaya devam!

Sırası mıydı?

Bilmiyorum siz istediklerinizi “sırasında” yapabildiniz mi? Ben hiç yapamadım.

Küçükken babaannem, cebinde taşıdığı bir tomar anahtarla odadaki sandığı açtığı zaman, canım ceviz isterdi. Bilirdim babaannemin sandığında olan fındıkları, cevizleri… Babaannem ”Şimdi sırası değil, birazdan yemek yiyeceğiz” derdi.

Yemekten sonra herkes dağılırdı. Şayet ”Belki sırası gelmiştir.” diye yine ceviz istersem, babaannem ”Şimdi sırası değil. Bak herkes gitti. Sende git ondan sonra…” derdi. Öğleden sonra tekrar ceviz istediğimde cevap yine aynıydı “Şimdi sırası değil. Aç karnına dokunur. Neredeyse akşam oluyor. Birazdan yemek yiyeceğiz.” Bir türlü sırasına rastlamamıştım ceviz istemenin.

Bir gün babam boş bulunup bana bisiklet almayı vaad etmişti. Ama bu vaadini hiç anımsamaz göründü. İkide bir anneme gider. “Haydi söyle babama, bisiklet alsın.” derdim. Annem “‘Şimdi sırası değil, başı ağırıyor.” derdi. Başı ağrımazsa gazete okuduğu için bisiklet istemenin zamanı değildi. Gazete okumuyorsa işe gideceği için… Bisiklet istemenin de sırasını bir türlü getiremezdim. Okumaya devam!

BELÇİKA DA GÜNÜM ÇOK GÜZEL

MERHABA bugün belçikadaki ikinci günüm .canım sıkıldı biraz dolaşmak için dışarı çıktım BÜRÜKSEL sokaklarında dolaştım.çok güzel .birkaç fotoğraf çektim,alışveriş yaptım ,birşeyler yedim.fakat çok pahalı olduğunu söyleyebilirim ama yinede çok güzel yarın ingiltereye gideceğim yeni görevime orada başlayacağım.belçika ziyaret ettiğim onüçüncü ülke gerçekten çok güzel burada çektiğim fotoğrafları dalbastisavas@hotmail.com adresinde yayınladım

ISMARLAMA AŞKLARA TAHAMMÜLÜM YOK

Ismarlama aşklara tahammülüm yok artık
Ya beni adam gibi sev ya da çek git yolumdan.

Bir gülüş bir salınışsa tek verebildiğin, istemez.
Tutku isterim ve delice sevmek!
Bi coştumu dur durak bilmez bu yürek.
Yüreğini isterim, yürek ister benle sevişmek
Ya adam gibi ya da çek git!

Her gün biraz daha zorlaşarak çıldırtmaksa niyetin
Ama seviyorsan yeter ki; ki zaten yüreği ortaya koyduk,
Tamam o zaman.

Ben bi deli çocuğum, ama ısmarlama aşklara tahammülüm yok artık.
Ya adam gibi ya da çek git…

Taş duvarlar, kara örtü ağrılı kalbim,
Dile gelse zalım toprak söylese derdim.
Dile gelse zalım toprak söylese derdim.
Zerda yare bir sevdam var yolunu şaşmış
Şaşmış ama deli olmamış yalan olmamış
Şaşmış ama deli olmamış yalan olmamış

Deli öfkem, kara sevdam; hangisi galip?
Nerde gerçek, nerde yalan bilen söylesin..
Yalan diyen yalan olsun, yüzü gülmesin
…..’m yerin yanım olsun, kimse bilmesin

KALBİM KIRILDI

nasıl tamir edebilirim.bi fikri olan varmı ne yapmalıyım dersiniz????????????????????????